Yeni Türk Ticaret Kanunu Tasarısı’nın yaz dönenimden önce kanunlaşacağı duyumları, konuyu kurumsal yönetim ilkeleri açısından değerlendiren çevrelerce heyecanla karşılandı. Bugüne dek Meclis gündemine alınmamış olması beklentileri bu anlamda boşa çıkarmış olsa da yıl sonuna kadar bu konuda çalışmaların tamamlanacağı umut ediliyor. Türk ticaret hayatına önemli değişiklikleri taşımaya aday Tasarı konusunda 2005 yılından bugüne TKYD tarafından sürdürülen çalışmaların sürdürülmesi planlanıyor. Basel II uygulamaları ise BDDK tarafından yapılan duyuru ile şimdilik ileri bir tarihe ertelendi, bunda yurt dışında alınan benzer kararların da etkisi oldu.

Sonbahar döneminde düzenlenecek çalışmalar kesinlik kazandı. Eylül ayında sekizincisini düzenleyeceğimiz İhtisas programı kayıtları uzun süre önce tamamlandı. 12-13 Eylül 2008 tarihlerinde Dedeman Otel İstanbul’da düzenlenecek programa konuşmacı olarak Prof. Dr. Yankı Yazgan, Aclan Acar, Tanyer Sönmezer, Dr. Tamer Saka, Av. Barbaros Cağa, Salim Kadıbesegil, Murat Alsan ve Haluk Alacaklıoğlu katılıyorlar, değerli katkılarından dolayı kendilerine teşekkür ediyoruz. Artan ilgi programları daha sık aralıklarla tekrarlama gerekliliği getiriyor. Eğitim programları sürdürülebilirlik / kurumsal sosyal sorumluluk konularında önümüzdeki dönemde sürdürülecek.

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği’nin içerik desteği ile Funds World 2008, 14-17 Ekim Tarihleri arasında düzenleniyor. Uluslararası fonların Türk pazarına girebilme fırsatlarını vurgulayan bir toplantı olarak dikkat çeken ve önemli iletişim ortamı sunan Funds Words Türkiye’de birçok önemli konuşmacı yer alacak.

2008 yılının başında uygulamaya alınan Kurumsal üyelik kapsamında son katılan isim AIG Türkiye oldu. AIG Türkiye, Akbank, KPMG ve Turkcell kuruluşlarına değerli destekleri için teşekkürlerimizi iletiriz.

Prof. Dr. Yankı Yazgan’ın kaleme aldığı “Aile Kalmak, Şirket Olmak” yayını büyük ilgi gördü. Aile kalmanın bir yandan da şirket olmanın gerçeklerini psikolojik bir bakış açısıyla anlatan 40 sayfalık bu yayın Kurumsal Yönetim Dergisi’nin geçtiğimiz sayısıyla tüm üyelerimize dağıtıldı. Bu vesile ile Prof. Dr. Yankı Yazgan’a bir kez daha teşekkürlerimizi iletiriz. Bu yayına www.tkyd.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Kurumsal Yönetim Derecelendirme Uzmanlığı Lisanslama Sınavına Hazırlık Eğitimleri 15-16 Eylül tarihlerinde düzenleniyor. Doğan Yayın Holding Sermaye Piyasası ve Kurumsal Yönetim Koordinatörü Dr. Murat Doğu, Deloitte Kurumsal Risk Hizmetleri Yönetim Kurulu Danışmanı Ali Kamil Uzun,Coca-Cola İçecek A.Ş. Yatırımcı İlişkileri Uzmanı Eser Özer, Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yard.Doç.Dr. Serdar Karabatı programa eğitmen olarak katılıyor. Özellikle yatırımcı ilişkileri alanında faaliyet gösteren uzman üyelerimize yönelik olarak hazırlanan eğitimlerin her sınav dönemi öncesinde tekrarlanması konusunda TSPAKB ile işbirliği yapılmakta.

Her yılın 15 Ocak tarihinde düzenlenmesi planlanan konferansımız ile ilgili çalışmalar sürüyor. Yine dolu bir içerik ve ilgi çekici konuşmacıları sizlerle tanıştırmak gayreti içinde olduğumuz çalışma ile ilgili önerilerinizi aktarmanız, ilgili çalışma grubuna katılmanız bizlere büyük destek sağlayacaktır.

Yatırımcı İlişkileri Çalışma Grubu bir ilke imza atarak bu meslek grubundaki profesyönellere yönelik ilk toplantıyı hazırlıyor; “Yatırımcı İlişkileri Zirvesi 2008”. 2 Aralık tarihinde düzenlenecek çalışmanın adresi yine Pera Müzesi.

Bu sayımızın ayın Konuğu Bölümü’nde Dr. Madhav Mehra: “Şirketler kullandıkları kaynaklara göre vergi versin!” başlıklı röportajını yayınlıyoruz. Ayın Makalesi’nde Türk-KrediRating Ortağı Ceyhun Kır, Bağımsız Yönetim Kurulu Üyeleri Başlıklı makalesini bizimle paylaşıyor.

Gelecek ay yine kurumsal yönetim alanındaki haberler ile buluşmak üzere,


İş Dünyası Bu Programda Deneyimlerini Paylaşıyor

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD) tarafından hazırlanan "Yönetim Kurulu Üyeliği İhtisas Programı" 12-13 Eylül 2008 tarihlerinde Dedeman Otel İstanbul’da gerçekleşiyor.

“Yönetim Kurulu Üyeliği İhtisas Programları” şirketlerin yönetim kurulu üyeleri ve üst düzey yöneticilerine kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda artan sorumluluklarıyla ilgili bakış açısı kazandırmakta ve yönetim kurulu hedeflerinin belirlenmesi, hedefler doğrultusunda şirket performansının geliştirilmesi için gerekli bilgi ve araçları tanıtmayı amaçlamaktadır. Nisan 2005 –Haziran2008 döneminde düzenlenen sekiz programa toplam 130 profesyonel yönetici ve işadamı katılmıştır.

Çalışmanın verimliliği göz önüne alınarak 16 kişinin katılımı ile sınırlanan program sonunda katılımcı belgesi verilmektir.

Katılım bedeli 1.200.-YTL + %18 KDV olup,TKYD üyelerine %20 indirim uygulanmaktadır. Kayıt başvuru formunu doldurarak info@tkyd.org adresine iletmeniz yeterli olacaktır.

Program Broşürü

Daha detaylı bilgi için 0212-347 62 73 nolu telefondan Feyza Gözen ile görüşebilirsiniz.


Funds World 14-17 Ekim Tarihleri Arasında Türkiye’de Düzenleniyor

Türkiye’deki kurumsal yatırımcılara önemli stratejik konularda bilgiler veren ve uluslararası fonların Türk pazarına girebilme fırsatlarını vurgulayan bir toplantı ortamı sunan Funds World Türkiye 2008 14-17 Ekim tarihleri arasında düzenleniyor.

Funds World Türkiye 2008, bölgede önemli bir sermaye piyasaları oyuncusu olan Türkiye’nin potansiyelini nasıl gerçekleştireceğini keşfetmek üzere, kurumsal yatırımcıları, emeklilik fonlarını, hedge fonlarını, menkul kıymet yatırım fonlarını, özel sermaye fonlarını, gayrimenkul yatırım fonlarını ve finans piyasasındaki diğer katılımcıları, yoğun içerikli 4 gün boyunca bir araya getirecek.

Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan, Devlet Bakanı Sayın Mehmet Şimşek ve Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Sayın Turan Erol’un da aralarında bulunduğu 50’nin üzerindeki konuşmacı kadrosu ile Funds World Türkiye 2008, hızla gelişmekte olan Türk fon yönetim sektöründeki fırsatları en kapsamlı şekilde değerlendirecek bir konferans olacak.

Konferans Programı:

  • 14 Ekim 2008: Konferans Öncesi Workshop
  • 15-16 Ekim 2008: Konferans
  • 17 Ekim: Konferans Sonrası Workshop

Detaylı bilgiye: www.terrapinn.com/2008/fwc adresinden ulaşabilirsiniz.


AIG Türkiye TKYD’ nin Dördüncü Kurumsal Üyesi Oldu

2008 yılı başında yapılan düzenlemeyle kabul edilmeye başlanan kurumsal üyelikte son destek veren kuruluş AIG Türkiye oldu. Böylece sekiz ay gibi kısa bir sürede TKYD Kurumsal üyelerinin sayısı dörde ulaştı.

Kurumsal Üyelerimiz:
AIG Türkiye, Akbank, KPMG, Turkcell

Konuyla ilgili detaylı bilgiye http://www.tkyd.org adresinden ulaşabilirsiniz.


“Kurumsallaşma Kavramına Psikolojik Bir Bakış”
Aile Kalmak, Şirket Olmak

Prof. Dr. Yankı Yazgan
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Yale Üniversitesi CSC

Prof Dr. Yankı Yazgan’ın kaleme aldığı bu yayında, aile kalmanın bir yandan da şirket olmanın gerçekleri psikolojik bir bakış açısıyla anlatılıyor. Toplam 40 sayfalık bu yayın Kurumsal Yönetim Dergisi’nin geçtiğimiz sayısıyla tüm üyelerimize dağıtıldı.

Derneğimiz yayınlardan çıkan bu kitaba ücretsiz olarak www.tkyd.org adresinden ulaşabilirsiniz.

Kitaptan ilgi çeken başlıklar:

  • “Kurumsal bir refleksin yerleşmemiş olduğu durumlarda, apar topar ve can havliyle gösterilen tepkiler ön plana geçiverir.”
  • “Aileler kurumsallaşmak, kurumlar ise aile olmak amacındadır”
  • “Birçok gelenek, aileyle birlikte masaya, (akşam sofrasına da, yönetim kurulu masasına da) oturur”
  • “Dışarıdan üye olma pozisyonu, ailenin karar mekanizmalarını duyguların yaratabileceği olumsuz etkilerden koruyarak “dışarı”dan bir bakış açısı sağlayabilir ve başlı başına bir avantaj olabilir”
  • “Kendimiz ile ilgili karar verirken başkasıyız: bir başkası için aynı konuda karar verirken başka. Kendimiz dışındakilere, çok daha makul ve rasyoneliz”
  • “Kendimiz ile ailemizle ilgili rasyonel bir karar vermeye beynimiz de, gönlümüz de pek el vermez”

TÜRKİYE GÜNDEMİNDEN

SPK, TOBB, İMKB VE TSPAKB’ Sermaye Piyasalarının Geliştirilmesi Amacıyla Bir İşbirliği Protokolü İmzaladı

Halka arzları arttırmak suretiyle şirketlerin sermaye piyasasının sunduğu imkanlardan yararlanmasına katkıda bulunmak ve ülkemiz sermaye piyasalarının global sermaye piyasaları içindeki konumunu güçlendirmek amacıyla SPK, TOBB, İMKB ve TSPAKB arasında bir protokol imzalandı.

Şirketleri halka arz yoluyla fon temini ve finansman sağlamaları konusunda bilgilendirmeyi hedef alan bu işbirliği protokolü çerçevesinde; çeşitli illerde TOBB’a üye sanayi ve ticaret odaları bünyesinde “Sermaye Piyasaları Destek Birimleri” oluşturulması ve oda temsilcileri ile üye şirketleri için eğitici seminerler düzenlenmesi, bilgilendirici yayın, CD ve doküman dağıtımı yapılması, İMKB nezdinde ziyaretler düzenlenmesi ve sermaye piyasası imkanlarından yararlanma potansiyeli yüksek şirketlerle birebir görüşmeler yapılması gibi çalışmalar yapılması planlanıyor.


Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK), "Varlık Finansmanı Fonları ve Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlere İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ" Resmi Gazete’de Yayımlanarak Yürürlüğe Girdi

Tebliğle varlık finansmanı fonlarının kuruluş ve faaliyetleri ile Varlığa Dayalı Menkul Kıymetlerin (VDMK) Kurul kaydına alınmasına, ihracına ve kamunun aydınlatılmasına ilişkin esaslar düzenlendi.

Tebliğ kapsamında kurulmayan fonlar için ’’Varlık finansmanı fonu’’, bu tebliğ kapsamında ihraç edilmeyen menkul kıymetler için ’’varlığa dayalı menkul kıymet’’, “VDMK’’ ya da bunlara eşdeğer ifadeler kullanılamayacak.

Tebliğle, fonun en az biri bağımsız üye olmak üzere 3 kişilik bir Fon Kurulu tarafından yönetilmesi, iç kontrol sisteminin oluşturulması ve faaliyetlerin bir Fon denetçisi tarafından denetlenmesi, Varlığa Dayalı Menkul Kıymet (VDMK) ihracına ilişkin fonksiyonların hizmet sağlayıcı, Fon operasyon sorumlusu, saklayıcı ve bağımsız denetim kuruluşu gibi uzmanlaşmış kurumlara delege edilmesi, yatırımcıların korunmasını teminen fonun kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak şeffaf biçimde yönetilmesi gibi yapısal unsurlar getirildi.


Doğan Yayın Holding Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notunu Dokuza Yükseltti

“Risk MetricsGroup”, Doğan Yayın Holding’in kurumsal yönetim derecelendirme notunu 10 üzerinden 8,5’den 9,0’a yükselti.

 

Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notu Alan Şirket Derecelendirme notu, tarihi ve derecelendirme şirketi Güncelleme notu, tarihi ve derecelendirme şirketi Güncelleme notu, tarihi ve derecelendirme şirketi
Doğan Yayın Holding 8.0
19 Nisan 2006
ISS
8.5
1 Ağustos 2007
ISS
9.0
1 Ağustos 2008
ISS

Ayrıntılı kurumsal yönetim derecelendirme raporuna www.tkyd.org adresinden ulaşabilirsiniz.


Halka Açık Olmayan İkinci Şirket Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notu Aldı

Saha Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme A.Ş., Lider Faktoring Hizmetleri A.Ş.’nin Kurumsal Yönetim Derecelendirme notunu 6,97 olarak açıkladı.

Ana Başlıklar Ağırlık Not
Pay Sahipleri %35 75,40
Kamuyu Aydınlatma ve Şeffaflık %20 64,83
Menfaat Sahipleri %15 82,54
Yönetim Kurulu %30 59,98
Toplam %100 69,73
Firma Notu: 6,97  

Türk Traktör Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notunu Arttırdı

Saha Kurumsal Yönetim ve Kredi Derecelendirme Hizmetleri A.S., Türk Traktör ve Ziraat Makineleri A.Ş. (TTRAK) için 2. derecelendirme döneminde Kurumsal Yönetim Derecelendirme notunu 7,83 olarak belirledi.

Bilindiği üzere Türk Traktörün bir önceki dönemli notu 7.57’idi.

Kurumsal Yönetim Derecelendirme Notu Alan Şirket Derecelendirme notu, tarihi ve derecelendirme şirketi Güncelleme notu, tarihi ve derecelendirme şirketi
Türk Traktör 7.57
23 Ağustos 2007
SAHA
7.83
22 Ağustos 2008
SAHA

2008

Ana Başlıklar Teyid Edilen Not
Pay Sahipleri (%25) 77,57
Kamuyu Aydınlatma ve Seffaflık (%35) 85,64
Menfaat Sahipleri (%15) 91,49
Yönetim Kurulu (%25) 60,99
Toplam 78,34
Teyid Edilen Firma Notu: 7,83

Kurumsal Yönetim Endeksi’ndeki firmaların ayrıntılı Kurumsal Yönetim Derecelendirme raporlarına www.tkyd.org adresinden ulaşabilirsiniz.


Kurumsal Yönetim Derecelendirme Uzmanlığı Lisanslama Sınavına Hazırlık Eğitimleri 15-16 Eylül Tarihlerinde Düzenleniyor

TSPAKB(Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği) tarafından düzenlenen lisanslama sınavlarına hazırlık eğitimleri Eylül ayı başında başlayacak. 16-16 tarihleri arasında Kurumsal Yönetim Derecelendirme Uzmanlığı konusunda bir eğitim programı düzenleniyor. İki gün sürecek eğitimin ücreti 200YTL. Eğitimler 09:30-17:30 saatleri arasında gerçekleşecek.

Eğitmenler:

  • Doğan Yayın Holding Sermaye Piyasası ve Kurumsal Yönetim Koordinatörü Dr. Murat Doğu,
  • Deloitte Kurumsal Risk Hizmetleri Yönetim Kurulu Danışmanı Ali Kamil Uzun,
  • Coca-Cola İçecek A.Ş. Yatırımcı İlişkileri Uzmanı Eser Özer,
  • Yard.Doç.Dr. Serdar Karabatı

Yer:

TSPAKB Eğitim Salonu, 1.Levent Plaza, A Blok Kat:4, Büyükdere Cd. No:173 Levent-İstanbul (Metrocity Alısveris Merkezi’nin Yanı)

Daha fazla bilgi için:

Tel: 0212 280 85 67


EDUPLUS 7. Yönetim Zirvesi 13 Kasım 2008 Tarihinde Düzenleniyor

13 Kasım 2008 tarihinde Sheraton Oteli'nde gerçekleştirilecek olan EDUPLUS 7. Yönetim Zirvesi; dünya ve ülke ekonomisine yön veren dev holdingleri, büyük şirketlerin yöneticilerini ve iş yaşamının profesyonellerini bir araya getirecek. Suzan Sabancı Dinçer, Cem Hakko, Metin Yurdagül, Ümran Beba, M. SerdarSarıgül, Hüseyin Akın, Ahmet Dördüncü ve Dr. Mehmet Aktaş zirveye katılacak isimlerden.

Eduplus ve Taktx tarafından bu yıl yedincisi düzenlenecek olan 'Yönetim Zirvesi'nde Suzan Sabancı Dinçer, Cem Hakko, Pınar Eczacıbaşı,Ahmet Dördüncü Sabancı Holding,Metin Yurdagül Ülker, Ümran Beba Pepsico, Reha Emekli Garanti Bankası, M. Serdar Sarıgül Evyap, Hüseyin Akın Coca Cola, Dr. Mehmet Aktaş Yaşar Holding, Bülent Demircioğlu Borusan, Ali Saydam, Aynur Bektaş, Prof. Dr. Gündüz Ulusoy, Cem Tarık Yüksel Unilever gibi çok sayıda önemli isim İstanbul’da buluşuyor.

Ekonominin nabzının atacağı zirvede üst düzey yöneticiler ve iş dünyasının önde gelen isimleri bini aşkın profesyonele 'başarı sırlarını, yeni yönetim tekniklerini ve tecrübelerini' aktaracak.

Başarılı yönetici olmanın altın kurallarının, inovasyonun, farklı sektörlerde büyümenin ve başarı öykülerinin anlatılacağı 7. Yönetim Zirvesi, iki farklı oturumla başlayacak. Birinci oturum Ali Saydam’ın moderatörlüğünü gerçekleştireceği “Yönetim Taktikleri!-Başarılı Yönetici Nasıl Olunur ve Temel Özellikleri Nelerdir? bölümünde Pınar Eczacıbaşı, Aynur Bektaş’ı bir araya getirecek.

İkinci özel forumda ise, uluslararası başarıları ile önemli yöneticiler arasında yer alan Coca Cola Hüseyin Akın, Garanti Bankası Reha Emekli ve Evyap International Dış Ticaret A.Ş. Genel Müdürü Mehmet Serdar Sarıgül, “Yönetim Sanatı!- Strateji Belirleme, Planlama, Ekip Yönetme, Delege Etme ve Motivasyon Sağlama” başlıklı oturumda konuşmacı olarak yer alacaklar. Gün boyu çok sayıda oturum ve forumda başarılı yöneticiler ve milyarder işadamları deneyimlerini paylaşacak.

Detaylı bilgi:

'www.eduplus.com.tr' adresinden ve 0216 465 53 53 no’lu telefondan ulaşabilirsiniz.


DÜNYA GÜNDEMİNDEN

AON Corp., Benfield’i 1.7 Milyar $’a Satın Aldı

Reasüransta dünya devi AON Corp, rakiplerinden Benfield Group'u (BFD) 925 milyon paunda (1.7 milyar ABD Doları) satın aldığını duyurdu. Satın alma sonucunda Benfield operasyonlarına AON Re Global'in bir parçası olarak devam edecek ve satın almadan doğan şirket AON Benfield Re adı ile faaliyet gösterecek.

AON Corp'ın başkanı ve aynı zamanda CEO'su olan Greg Case satın almaya yönelik yaptığı açıklamada, "Sektörün lideri olarak söz konusu anlaşma ile iş ortaklarımız ve müşterilerimize en yüksek değeri sağladık" diye konuştu. Uzun bir süredir AON'un operasyon platformunu ve global networkünü güçlendirmek, daha geniş ve yenilikçi ürün ve servislerle daha müşteri odaklı bir organizasyon olmak konusunda kayda değer bir ilerleme sağladıklarını belirten Case; "Bu operasyon ile AON Benfield Re olarak sınırlarımızı daha da genişleterek büyümeyi ve hissedarlarımıza düşen değeri artırarak ilerlemeyi sürdüreceğiz" dedi. AON ve Benfield'ın müşteri hizmetlerindeki mükemmeliyetçilik anlayışında ortak bir bakış açısını paylaştıklarını ifade eden Case, her iki şirketin de sektörde en iyi olmanın önemini kavramış şirketler olduğunun altını çizerek sözlerini şöyle tamamladı; "Her iki şirket kültürünün güçlü bir şekilde birleşmesi müşterilerimize ve hissedarlarımıza kazandıracağı fayda ve değerleri anlamaktaki avantajımız mükemmel bir geçiş ile sonuçlanacaktır."

Benfield'ın satın alınmasının heyecan verici bir gelişme olduğunu belirten AON Re Türkiye CEO'su Servet Gürkan ise; "Benfield'ın AON bünyesine katılması ile Türkiye'de ve dünyada hizmet ağımız ve müşteri portföyümüz genişleyerekreasürans ve finansal piyasa çözümleri yaratma konusunda deneyimlerimizi global anlamda çok daha geniş birkitleyle paylaşacağız" diye konuştu.Benfield'ın müşterileri arasında aracı kurumların da olmasının hızlı bir gelişme sürecinde olan Türk sermaye piyasaları için AON kaynaklı yeni hizmetlerin sunumu için çok önemli bir gelişme olduğunun altını çizen Gürkan, "AON satın almalarla büyümeye devam ediyor. Hem dünya genelinde, hem deTürkiye'de yeni fırsatları kovalamaya devam edeceğiz" dedi.


CEO, 72 Milyon Dolarlık Maaşına Yüzde 38 Zam İstedi, Oracle Yatırımcısı Bozuldu

Oracle Corp'un CEO'su ve Amerika'nın en zengin dördüncü adamı Larry Ellison, 72 milyon dolarlık maaşına yüzde 38 zam talep edince hissedarların hışmına uğradı.

Yönetim Kurulu'nda da onaylanan bu talebe karşı çıkan hissedarlar Ellison'un teknoloji endüstrisindeki herhangi bir CEO'dan ortalama 12 kat daha fazla maaş aldığı yönünde şikayetçi oldu.

Kârı Yüzde 29 Arttı

Dünyanın ikinci büyük yazılım üreticisi Oracle'ın kârındaki yüzde 29'luk büyüme Ellison'un maaş artışı talebindeki en büyük etken oldu. Oracle hissedarlarından Marianist Province of the U.S'in başlattığı tepkilere şimdi American Federation of State, County and Municipal Employees ve California Public Employees' Retirement System gibi diğer bazı yatırımcılar da katıldı. Ellison'a verilen maaşın zaten çok yüksek olduğunu dile getiren hissedarlar, "Şirket geçtiğimiz yıl gösterdiği iyi performansın ardına saklanıyor" yorumu yaptı. Hissedarlar 10 Ekim'de biraraya gelerek kurucu ve CEO Ellison'un maaşını oylamaya sunmaya hazırlanıyor. Merrill Lynch'in CEO'su John Thain'in ardından en fazla maaş alan CEO olarak anılan Ellison daha önce The Associated Press araştırmasında primler, maaş ve hisse senetleriyle en fazla kazanan CEO olarak anılmıştı. Benzer tepkiler daha önce Aflac ve Verizon'ın CEO'larının maaş taleplerinin ardından da verilmişti. Performans karşılaştırmalarına bakıldığında Oracle rakipleri SAP AG, ve International Business Machines'in üstünde yer almayı başarıyor.

CEO'ları Katlıyor

Geçtiğimiz yıldan bu yana yüzde 17 değer kazanan Oracle hisseleri yine faaliyet gösterdiği sektördeki diğer şirketlerle kıyaslanınca en hızlı değer kazanan olarak öne çıkıyor. Satışları bir yılda yüzde 25 artan Oracle'ın net gelirinin de yüzde 29 oranındaki yükselişi dikkat çekiyor. Aradaki bu farklar CEO maaşlarına da yansıyor. Ellison rakibi SAP'nin CEO'su Henning Kagermann'dan 5 kat, IBM'in CEO'su Sam Palmisano'dan da neredeyse 3 kat fazla kazanıyor.


Royal Bank of Scotland Bağımsız Üye Atağı

Royal Bank of Scotland çalkantılı geçen son bir yılın ardından, yönetim kuruluna üç bağımsız üye ekleyerek kurumsal yönetim alanında önemli bir adım daha attı. RBS böylece hissedarlarına karşı bir önemli görevi daha yerine getirmiş oldu.

Geçtiğimiz aylarda İngiltere'nin ikinci büyük bankası Royal Bank of Scotland kredi varlıklarında 5.9 milyar sterlin varlık silerek 40 yıldaki ilk zararını açıklamıştı.


BASINDAN

Forbes: Merkel Dünyanın En Güçlü Kadını

ABD'nin önemli dergilerinden Forbes, Almanya Başbakanı Angela Merkel'i bu yıl da dünyanın en güçlü kadını seçti. Forbes dergisi tarafından hazırlanan Dünyanın En Güçlü Kadınları-2008 listesinde, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, 75. sırasında yer alarak, listedeki tek Türk kadın oldu.

Listenin bu yıl da birinci sırasında yer alan Almanya Başbakanı Merkel, böylece 3 yıldır dergi tarafından dünyanın en güçlü kadını seçilmiş oldu. Listede geçen yıl 4. sırada bulunan ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, bu yıl 7. sırada yer aldı.

2. sırada ABD Federal Mevduat Sigorta Şirketi Başkanı Amerikalı Sheila Bair, 3. sırada Pepsi'nin baş yöneticisi Amerikalı İndra K. Nooyi, 4. sırada Amerikan sağlık sigortası şirketi WellPoint'in başkanı Angela Braly, 5. sırada İngiliz iş kadını Cynthia Carroll, 6. sırada Amerikalı iş kadını Irene B. Rosenfeld, 7. sırada Condoleezza Rice, 8. sırada Temasek Holding baş yöneticisi Singapurlu Ho Ching, 9. sırada Areva'nın başkanı Fransız Anne Lauvergeon, 10. sırada Amerikalı üst düzey yönetici Anne Mulcahy yer aldı.

Listede, Türkiye'den bu yıl sadece Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı yer aldı. Listenin 75. sırasında bulunan ve dünyanın en güçlü kadınlarından olan Sabancı, bu konumuyla bir kez daha Türkiye'nin de en güçlü kadını olmuş oldu. Dergide, Güler Sabancı'nın Türkiye'nin AB üyelik sürecine büyük destek verdiği belirtilerek Sabancı Holding'in İspanyol ve Japon ortaklarla nükleer santral kurma düşüncesine yer verildi.

Sabancı'nın Uluslararası Kriz Grubu'nun (International Crisis Group) yönetim kurulu üyesi olduğu kaydedilen dergide, Sabancı'nın Avrupa Sanayicileri Yuvarlak Masası'nın (European Round Table of Industrialists) da ilk kadın üyesi olduğu ifade edildi. Sabancı, geçen yılki listede 65. sırada, Türkiye'den 2. isim olarak Doğan Şirketler Grubu Holding AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili İmre Barmanbek de 88. sırada yer almıştı. Listede 54 üst düzey yönetici ve iş kadını ile 23 siyasetçi bulunuyor. Geri kalanları ise çeşitli medya grubu yöneticileri, temsilcileri ve diğer kuruluşların yöneticileri oluşturuyor. Listedeki siyasetçiler arasında ABD'den Senatör Hillary Clinton geçen yıldan birkaç sıra geriye düşse de listenin 28. sırasında yer aldı ve dergi tarafından bu yıl medyanın en fazla ilgi odağı olan kadın siyasetçisi gösterildi.

ABD Başkanı George Bush'un eşi ''first lady'' Laura Bush da listede 44. sırada yer aldı. Geçen yıl 26. sırada bulunan ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi bu yıl 35. sıraya yerleşirken Fransız Ekonomi Finans ve İstihdam Bakanı Christine Lagarde 14. sırada, Ukrayna Başbakanı Yulia Timoşenko 17. sırada, Hindistan Kongre Partisi lideri Sonia Gandi 21. sırada, İsrail Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Tzipora Livni 52. sırada, Yeni Zelanda Başbakanı Helen Clark 56. sırada, İngiltere Kraliçesi Elizabeth 58. sırada, Finlandiya Cumhurbaşkanı Tarja Halonen 71. sırada, İrlanda Cumhurbaşkanı Mary McAleese 74. sırada, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyannis 78. sırada ve Ürdün Kraliçesi Raina 96. sırada yer aldı.

Listeye ilk kez bu yıl giren Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez ise listenin 13. sırasına yerleşirken 38. sırada Myanmar'da cunta yönetimi tarafından yıllardır ev hapsinde tutulan muhalefet lideri Nobel Barış Ödülü sahibi Aung San Suu Kyi bulunuyor. Listede Amerikalı talk şov sunucusu Oprah Winfrey (36. sırada), Yahoo internet şirketinin başkanı Susan Decker (50. sırada) ve Amerikalı ünlü gazeteci Christiane Amanpour (91. sırada) da dikkati çekiyor.

Forbes


Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Fitch, Gelişmekte Olan Avrupa Ekonomilerinin ve Finansman Koşullarının Görünümlerini Değerlendiriyor

Global ekonomideki yavaşlama, güçlü enflasyonist baskılar ve kırılgan finansman koşulları nedeniyle Avrupa'nın gelişen ekonomilerinde kötüleşme görülüyor.

Fitch yayınladığı raporda, Avrupa'nın gelişmekte olan ekonomilerinde ana endişenin yüksek cari işlemler açıkları olduğu, bu nedenle de ocak ayında Bulgaristan, Estonya, Letonya ve Romanya'nın "BBB" kredi notu görünümünün durağandan negatife düşürüldüğü kaydedildi. Fitch, aralık ayında da Litvanya'nın "A" kredi notu görünümünü negatife çekmişti. Raporda, Fitch'in cari işlemler açığı, doğrudan yabancı yatırımlar, dış borç geri ödemeleri projeksiyonlarına göre bir kırılganlık endeksi oluşturduğu belirtildi. Bu endekse göre, Letonya, Hırvatistan, Litvanya,Türkiye, Estonya, Bulgaristan ve Romanya en kırılgan ülkeler oldular.

www.euractiv.com.tr


Fed ABD’de Zayıf Büyüme Bekliyor

Fed politika yapıcılarının bu ay yaptıkları toplantıda, süregelen enflasyon endişelerine rağmen faizlerin sabit tutulmasının gerekçesini, ekonomik görünümün zayıflaması ve finans piyasalarının üzerindeki baskı olarak gördükleri belirtildi.

Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) 5 Ağustos’ta yaptığı son toplantının tutanakları dün açıklandı. Tutanaklara göre Komite, zayıflayan işgücü piyasası, yüksek enerji fiyatları ve konut piyasasında devam eden küçülmenin ekonomik büyümenin geleceği üzerinde baskı yaratmaya devam edeceği ve ABD’de ekonomik faaliyetlerin birkaç çeyrek daha “baskılanacağı” konusunda fikir birliğine vardı.

www.reuters.com


ABD'de 9'uncu Bankaya El Kondu, 100 Banka Daha Kara Listede

Wall Street bankalarından sonra küçük bankalar da tek tek dökülüyor. ABD'nin tasarruf sigorta fonu FDIC dün bir bankaya daha el koydu. Sene başından beri kapanan banka sayısı 9'a çıktı. Halk bankalarının batık kredi oranı 2 yılda yüzde 500 arttı

First National Bank of Nevada ile IndyMac bankalarını tasarruf mevduatı fonuna alarak dikkat çeken ABD'nin banklacılık sistemini gözeten ve ABD'nin TMSF'si olarak bilinen kurumu FDIC, dün iki bankaya daha el koyarak bu yıl içinde faaliyetini durduğu banka sayısını 9'a çıkardı. 752 milyon dolarlık varlığı ve toplamda 622 milyon dolarlık da mevduatı bulunan Columbian Bank and Trust of Kansas'ın faaliyetine son veren FDIC, bankanın mevduatlarını Citizens Bank and Trust of Chillicothe'ye transfer ettiğini açıkladı. Önümüzdeki pazartesiden itibaren Columbia Bank'ın kapanan 9 şubesinin Citizens Bank çatısı altında yeniden faaliyete başlayacağı belirtiliyor. Bu bankanın kapatılmasının FDIC'ye maliyetinin ise yaklaşık 60 milyon dolar civarında olduğu sanılıyor.

Bir çok Wall Street bankası ve sene içinde el konan diğer 8 banka gibi emlak piyasasına dayalı yatırımları ve sektörde yaşanan fiyat düşüşlerinin yarattığı zararlar yüzünden faaliyetine devam edemeyecek hale gelen Columbian Bank'ın kapatılması, can çekişen ABD bankacılık sektöründe patlayan son bomba oldu. Kamuoyunun dikkatini şu ana kadar 500 milyar doların üzerinde zarar yazan ve bu zararın 2 trilyonu bile bulması beklenen Wall Street'in dev bankaları çekiyor olsa da ABD bankacılık sektörünün mezarını aslında sesi soluğu çıkmayan bu küçük kamu bankaları kazıyor. Wall Street bankalarının imdadına Asyalı ve Ortadoğulu fonların yaptıkları hisse alımları karşılığında sağladıkları nakit yetişirken, küçük bankaların kapısı FDIC tarafından kapanıyor.

Batık kredi oranı 2 yılda yüzde 500 fırladı

FDIC tarafından el konulmak zor durumdaki bir banka için olabilecek en son çıkış yolu olarak görülüyor. Ancak daha güçlü bir banka tarafından satın alınmayı bekleyen küçük bankalar kendinden büyük Wall Street bankaları kendi söküğünü dikemezken tek çareyi FDIC'ye teslim olmakta buluyor. FDIC'nin kanatları altına girmeden toparlanan tek banka ise First Florida Bank oldu. Banka bu yıl içinde Synovus Bank of Tampa Bay ile birleşti. FDIC, Ağustos ayının başında Florida's First Priority Bank, First National Bank of Nevada, Newport Beach, First Heritage Bank ve IndyMac Bancorp'u kapatmıştı. Temmuz ayında Staples, First Integrity Bank ve ANB Financial'a el koyan FDIC, mayıs ayında da Hume Bank'ın kapısına kilit vurmuştu. Mart ayında ise Douglass National Bank kapatılmıştı. FDIC olmasa binlerce mevduat sahibini iflasa sürükleme ihtimali olan bu küçük kamu bankalarının batık kredi oranları da gittikçe yükseliyor. FDIC'nin verilerine göre halk bankası olarak faaliyet gösteren bankaların batık kredi oranlarında son 3 yıldır ciddi bir patlama yaşanıyor. 2008'in ilk çeyreklik döneminde ise batık kredi oranı 22 milyon dolara ulaştı. Bu, 2 yıl öncesine kıyasla neredeyse yüzde 500'lük devasa bir artış anlamına geliyor.

İflas sayısı 2008 sonunda 150'yi aşar

Uzmanlara göre ise ABD'de iflas edecek daha çok sayıda banka var. Kimilerine göre bu sayı sene sonu gelmeden 150'yi bile bulabilir. Bu sene içinde faaliyetine son veren en dikkat çekici banka IndyMac olmuş, bu ay iflasını açıklayan First Priority Bank ise Florida eyaletinde 2004 yılından bu yana çöken ilk banka olarak kayda geçmişti. 2007 yılının son çeyreğinde zarardaki bankalara el koymaya başlayan FDIC, o zamandan bu yana Wall Street bankalarından ardı ardına gelen zararların da etksiyle iyice kötü duruma düşen küçük bankaları tasarruf mevduatı fonuna aktarmayı hızlandırdı.

Bloomberg'ün haberine göre FDIC'nin sorunlu bankalar listesi 2007'nin sonundan 2008'in ilk çeyreğine kadar olan dönemde yüzde 19 büyüdü ve toplamda 26.3 milyar dolarlık bir varlığı yöneten 90 banka FDIC tarafından incelemeye alındı. FDIC'nin sorunlu banka listesinde geçen yılın sonunda 76 banka bulunuyordu. 2000 yılının ekim ayından bu yana toplam 36 bankanın kapısına kilit vuran FDIC, 2002 yılında 12 bankayı kapatmıştı. 2005 ile 2006 yıllarında tek bir bankayı bile fona almayan FDIC, 2007 yazı ortasında patlak veren subprime tipi mortgage kredileri krizinin ucu paketlemiş türev ürünlerin yazdığı zararlarla daha da büyüyüp bankalara da dokunmaya başlayınca devreye girmiş ve tasarruf sahiplerini korumak adına zarardaki bankaları tek tek kapatmaya başlamıştı.

Kara listedeki banka sayısı aylardır artıyor

  • Temmuz ayında kapatılan IndyMac, ABD'nin iflas eden en büyük kurumu olarak gösterildi.
  • IndyMac'ın FDIC fonuna alınmasının maliyetinin 8 milyar dolara kadar çıkması bekleniyor.
  • Son 6 çeyrektir FDIC'nin kara listesindeki bankaların sayısı artıyor, bu sayı şu an 90.
  • Bankacılık sektörünün kredi kayıplarını garanti altına alan rezervi 1993'ten bu yanaki dibinde.

www.referansgazetesi.com


AYIN KONUĞU
DR. MADHAV MEHRA
“ŞİRKETLER KULLANDIKLARI KAYNAKLARA GÖRE VERGİ VERSİN!”

Geçtiğimiz aylarda TKYD tarafından düzenlenen “Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve En İyi Uygulamalar” adlı panelde konuşmacı olarak ağırladığımız Dr. Madhav Mehra ile kurumsal itibar konunda bir röportaj gerçekleştirdik. Kendisi her şirketin çevreye bilinçli veya bilinçsiz zarar verdiğini söyleyerek, şirketlerin buna göre vergi vermesi gerektiğini düşünüyor.

Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Hindistan’da Süreçlerle Yönetim alanında Doktora programını tamamladım. Ardından kurumsal yönetim alanında faaliyetlerde bulundum. Kurumsal yönetim, sürdürülebilir büyüme ve kurumsal sosyal sorumluluk konularında çalışma yapan kuruluşların ve şirketlerin üye olduğu World Council for Corporate Governance’ın başkanlığını yapmaktayım.

Dünya Kurumsal Yönetim Konseyi olarak Türkiye’yi Avrupa Birliği’nin bir parçası olarak görüyoruz çünkü Avrupa birliğinin sürdürülebilirliğini sağlama için çeşitliliğe ihtiyacı var. Türkiye Avrupa Birliği’ne bu çeşitliliği getirecektir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk nedir? Nasıl olmalıdır?

KSS’yi kısaca üç başlıkta inceleyebiliriz. İlk maddede kar yer alıyor. Bizce de şirketler amacına yönelik olarak kar etmelidir. İkici maddede ise çalışanlar kısmı gelir. Şirketler çalışanlarının eğitimine ve gelişmesine önem vermelidir. Son madde ise doğadır. Şirketler farkında olmadan bile bulundukları doğal çevreye zarar verir. Bir şekilde şirketlerin doğayı koruması gerekir. Böylece gelecek kuşaklara sağlıklı bir çevre bırakabiliriz. Buna kısaca doğal sermaye diyebiliriz. Sürdürülebilir büyümenin üçayağını sermaye, insan ve doğa oluşturur.

Kurumsal itibar konusunda KSS projelerinin önemi nedir?

Şirketin borsadaki piyasa değerlerine baktığımız zaman, bunun şirketlerin yaptığı karla ilgili olmadığını görüyoruz. Buna neden olan şey aslında marka ve kurumsal itibardır. Artık insanlar şirketlerin marka değerine çok önem veriyorlar. Özellikle genç nüfusun satın alma davranışı gösterirken şirketin hava ve gürültü kirliliği oluşturup oluşturmadığına baktığını görmekteyiz. Ayrıca genç nüfus hayvanlara zarar verilip verilmediği konusunda çok hassas davranıyor. Bu davranışlar artık şirketlerin en büyük sorumlulukları haline gelmiş durumdadır. Buradaki önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum; şirketler kendilerinin faaliyette bulundukları çevrede yaşayan insanlar uygun bir eğitime, yola, elektrik hizmetine, okula ve altyapı hizmetlerine sahipler mi konusunda önemli sorumluluklara sahiptir. Bu maddeler de kurumsal sosyal sorumluluğa girmektedir.

Şirketler eskiden sadece kar ve zarar tablolarını içeren yıllık bilançolar hazırlardı. Artık bunun bir adım ötesine geçtiler. Şirketler artık Kurumsal Sosyal Sorumluluk(KSS) projelerini anlattıkları raporlamalar yapıyorlar. Bunlardan en bilineni GRI raporlaması. Sadece maddi tabloların ve rakamların dışında, menfaat sahipleri ile olan ilişkilerini nasıl yönettiklerini, bulundukları çevreyle olan ilişkilerini nasıl yönlendirdiklerini, faaliyet gösterdikleri çevreye yeni neler kattıklarını ve bunun bir adım ötesine geçerek iklim değişikleri ile nasıl savaştıklarını raporluyorlar. Günümüzde bu tüm saydığımız maddeler şirketlerin kurumsal itibarı için çok önemlidir.

Şirketlerin tanıtım çalışmaları ile kurumsal sosyal sorumluluk projelerini nasıl ayırabiliriz?

Müşteriler gerçekten de şirketlerin bir KSS çalışması değil de, bir tanıtım çalışması yaptıklarını hissettiklerinde bunun şirkete geri dönüşü daha ağır oluyor. Örnek vermek gerekirse, yurtdışında yabancı bir şirket eğitimle ilgili KSS projesi yapmıştı. Fakat bu şirket projenin maliyetinden daha fazlasını reklam bütçesi için ayırmıştı. Bu iki bütçeyi karşılaştıran insanlar bunun gerçek bir KSS projesi olduğuna inanmadılar. Bu olaydan dolayı şirketin hissesi bir anda yüzde 15 değer kaybetti. Bu olay bize şirketin çevresinde yer alan menfaat sahiplerinin verebilecekleri tepkinin boyutu göstermesi açısından güzel bir örnek oluşturuyor.

İdeal KSS projesi nasıl olmalıdır?

Birincisi şirketlerin sosyal sorumluluk çerçevesi oluşturması gerekir. Şirketlerin öncelikli eğilebileceği konular arasında toplumdaki eğitim eşitsizliklerin giderilmesi ve toplumun alt kesimlerine hizmet götürülmesi yer alabilir. Bunun dışında KSS projeleri yalnız toplumu değil şirketin kendi iç dinamiklerini de olumlu yönde değiştirmelidir. Katılımcı yönetim anlayışı ile şirkette çalışan herkes söz sahibi olmalıdır. Ayrıca çalışanlar kendini o şirkete ait hissetmelidir. KSS projelerinin bir başka önemli özelliği insan hakları kavramını gözetmesi gerektiğidir.

Çocuk işçilerinin çalıştırılmaması ve çalışanların tüm sosyal haklarının sağlanması gibi maddeleri bu başlığa ekleyebiliriz. Şirket bu tarz projelere eğilmeden önce kendi çalışma ortamını olumlu yönde geliştirmelidir. Çalışanlar için terfi etme sisteminin oluşturulması ve yine çalışanlarının kendini geliştirebilmesi için uygun bir ortam yaratılmalıdır. Görüldüğü üzere KSS hem şirketin toplumla, hem de şirketin kendi çalışanlarıyla ilişkisini olumlu yönde geliştirdiği bir kavramdır.

Şirketin vizyon, misyon ve amaçları belirlenirken tüm menfaat sahipleri söz sahibi olmalıdır. Menfaat sahiplerinin içinde; müşteriler, tedarikçiler, çalışanlar, sivil toplum örgütleri hatta devlet organları gibi o şirketin varlığından etkilenen herkes bulunur.

Şirketlerin amacı kar yapmaktır. Şirketlerin diğer bir amacı satış yapmaktır. Ama şirketlerin her ürettiği malı toplumun ona ihtiyacı varmış gibi sunması doğru değildir. Bu yüzden şirketlerin gerek KSS projeleri olsun, gerek başka konularda olsun daha sorumlu davranmaları gerekmektedir.

Türkiye KSS konusunda nerede bulunuyor?

Dünyadaki en büyük KSS projeleri şu an iklim değişikliği konusunda gerçekleştiriliyor. Türkiye’de şirketlerin çoğu İklim değişikliği konusunda proje hazırlamıyor. Halbuki Türkiye doğal kaynaklarıyla zengin bir ülke. Bunun korunması için daha çok proje üretilebilir. İstanbul’da bile araba sayısına baktığınızda, doğaya verilen zarar açıkça görülebiliyor. O yüzden Türkiye’de bu konuda daha fazla çalışma yapılması gerekiyor.

Şirketler günümüzde elde ettikleri kazanca göre vergi veriyor. Halbuki şirketler kullandıkları doğal kaynaklara göre vergi vermeye başlarsa ve bu vergi yararlı projelerde kullanılırsa gelecek kuşaklara sağlıklı bir dünya bırakabileceğimize inanıyorum. Tabi bu konuda sadece şirketlere değil, birey olarak hepimize görev düşmektedir.


AYIN MAKALESİ
CEYHUN KIR
Türk-KrediRating A.Ş, Ortak.

1990’da Karadeniz Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun olan Ceyhun Kır, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yönetim Organizasyon Yüksek Lisans derecesini aldı. Ceyhun Kır halen Marmara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Ensitüsü’nde Bankacılık programında Doktora programına devam etmektedir.

1995 yılından itibaren çeşitli aracı kurumlarda yatırım uzmanı ve üye temsilcisi olarak çalışan Kır, 2007 yılından Türk-KrediRating’de kurucu ortak olarak yer almaktadır.

 

 

BAĞIMSIZ YÖNETİM KURULU ÜYELERİ

Çağdaş Kurumsal Yönetim anlayışına göre Yönetim Kurulu; bir şirkete stratejik hedefler belirleyen, bu hedeflere ulaştıracak örgütsel yapıyı kuran, bu örgütsel yapıyı çalıştıracak olan üst yönetimi yönlendiren, gözetleyen ve denetleyen yönetsel bir karar organıdır. Bütün üyeleri, parlamenter demokrasilerdeki Millet Meclisi gibi işlev gören Genel Kurul tarafından atanır. Bilindiği gibi Genel Kurul Şirket ortakları tarafından oluşturulmuş doğal bir kuruldur. Yönetim Kurulu her yıl en az bir kez yapılması zorunlu olan Genel Kurul Toplantılarında, mevzuata uygun bir şekilde seçilen üyelerden oluşur.

Yukarıdaki tanımda göze çarpan unsurlar olarak yönlendirme, gözetleme ve denetleme Yönetim Kurulunun en önemli işlevleri arasında gösterilebilir. Bu işlevler, elbette ki şirketler için hayati önem taşımaktadır. Yani Yönetim Kurulu bu işlevlerini layığı ile yerine getirmediği takdirde, hedeflere ulaşmak biri yana, şirketin sürekliliği dahi tehlikeye girebilir. Diğer yandan ise iyi yönlendirilen, gözetlenen ve denetlenen şirketler, yoğun rekabetin yaşandığı piyasa şartlarında şirket değerini en üst seviyeye çıkarabilirler. Bu noktada önemli olan kaliteli bir Yönetim Kurulunun oluşturulmasıdır. Açıktır ki kaliteli Yönetim Kurulu da ancak kaliteli üyelerden oluşabilmektedir. Yönetim Kurulu üyeleri; iyi eğitimli, yeterli tecrübeye sahip, gelişmeleri nesnel olarak değerlendirebilen ve bağımsız karar alma yeteneğine sahip kişiler olması kurulun kalitesini arttıracaktır.

Son yıllarda, Yönetim Kurulunun kalitesini arttıracak bir faktör olarak “Bağımsız Yönetim Kurulu Üyelerini” öne çıkmaktadır. Wal-Mart, Ford, Carrefour, Roche gibi birçok uluslararası büyük şirketin yönetim kurullarındaki bağımsız üye oranı %60-80 seviyelerine ulaşmaktadır. Her ne kadar bağımsız üyelerin varlığının şirket başarısını olumlu yönde etkilediğini kanıtlayan bilimsel araştırmalar olmasa da büyük ölçekli küresel şirketlerdeki bağımsız üye oranının yüksekliği, bize bu konunun şirketin yönetsel kalitesini arttırdığını göstermektedir. Türkiye’de ise maalesef bu konuda pek parlak bir durum mevcut değildir. Ancak son yıllarda, özellikle bankacılık sektöründe yaşanan gelişmelere ilerisi için umut yaratmaktadır.

Bilindiği gibi Türk şirketlerinin büyük çoğunluğu genellikle bir ailenin sahibi olduğu sermaye gruplarına aittirler. Ve en önemlisi de şirketin hâkim ortağı olan sermaye grubu hem Yönetim Kurulunda hem de şirketin üst yönetiminde hâkim konumdadır. Yönetim Kurulunun tamamen hâkim ortağın kontrolünde olması, azınlık konumundaki pay sahiplerinin ve diğer hak sahiplerinin, şirket üzerindeki haklarının korunması açısından bir takım sorunları beraberinde getirmektedir. 2000- 2001 krizlerinde yaşandığı gibi hâkim ortak ve üst yönetimim kötü niyetli faaliyetleri, şirket varlıklarının şirket dışına çıkartılması, yetersiz yöneticilerin çalıştırılması gibi bazı uygulamalar şirketlerin devamlılıklarını tehlikeye atmaktadır. Bu gibi kötü yönetsel faaliyetleri engellemenin etkili yollarından biri, Yönetim Kurulunda bağımsız üyelerin sayısını arttırmaktır.

Bağımsız Yönetim Kurulu Üyelerinin sağladığı fayda, sadece hâkim ortağın gücünü şirket çıkarlarına zarar verecek şekilde kullanmasını önlemeye yönelik değildir. Bunun yanında başka faydalarda sağlamaktadır. En önemlisi Yönetim Kuruluna farklı bir bakış açısı kazandırmaktır. Hâkim ortağın kontrolünde olan üyelerden oluşan bir Yönetim Kurulu, piyasa fırsatlarını yakalama, yeni gelişen olayları nesnel değerlendirme, yenilik getirme gibi konularda yetersiz kalabilir. Gerçek anlamda bağımsız bir üye, farklı bakış açısıyla, duygusallıktan uzak değerlendirmeleriyle ve tarafsızlığı ile Yönetim Kuruluna büyük bir dinamizm getirebilir. Bu ise Yönetim Kurulunun kalitesini arttıran bir faktördür. Ancak burada bağımsız üyelerinin şirketin uzun vadeli menfaatlerini her şeyin üzerinde tutmaları önemlidir. Gerçek anlamda bağımsız olan üyelerin, şirket çıkarlarını tek tek pay sahiplerinin ve hak sahiplerinin çıkarlarından üstün tutma olasılığı daha yüksektir.

Daha öncede dediğimiz gibi Türkiye bağımsız üyeler konusunda tatmin edici bir seviyede değildir. Öncelikle mevzuat, bazı istisnalar dışında Yönetim Kurulunda bağımsız üye zorunluluğu getirmemektedir. Sadece 2005 yılında yayımlanan SPK Kurumsal Yönetim İlkeleri halka açık şirketlere, yönetim kurullarında bağımsız üyelere yer verilmesi konusunda öneride bulunulmuştur. Ancak bunların zorlayıcı bir yönü yoktur. SKP Kurumsal Yönetim İlkelerinin, 4. Ana bölümünün 3. Alt bölümündeki 3. Madde bağımsız yönetim kurulu üyelerinin ile ilgilidir. Bu madde aşağıdaki gibidir.

4.3.3- Yönetim kurulu üyeleri içerisinde, görevlerini hiç bir etki altında kalmaksızın icra etme niteliğine ve potansiyeline sahip bağımsız üyeler bulunur.

4.3.3.1- Yönetim kurulunun sayısı ikiden az olmamak üzere en az üçte biri bağımsız üyelerden oluşur. Bağımsız üye sayısının hesaplanmasında küsuratlar izleyen tam sayı olarak dikkate alınır.

4.3.3.2- Bağımsız yönetim kurulu üyesine yönetim kurulunun önerisi ve genel kurulun onayı ile sağlanacak, ücret ve huzur hakkı gibi maddi imkânlar, bağımsızlığı koruyacak düzeyde olur. Bu amaca yönelik olarak sağlanan maddi imkânlar bağımsızlığı engellemez.

4.3.3.3- Düzenleyici otoritelerde ve öz düzenleyici kuruluşlarda çalışmış olan meslek personeli, diğer bağımsızlık şartlarını da taşıdıkları takdirde, bağımsız yönetim kurulu üyesi olarak seçilebilirler.

4.3.3.4- Şirketin yönetim kurulunda toplam yedi yıl süre ile yönetim kurulu üyeliği yapan bir kişi, yönetim kuruluna bağımsız üye olarak atanamaz.

4.3.3.5- Aşağıdaki kıstaslara uyan yönetim kurulu üyesi “bağımsız üye” olarak nitelendirilir:

a. Şirket veya şirketin iştiraki, bağlı kuruluşu ve grup içi şirketlerden biri ile kendisi, eşi ve üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları arasında son iki yıl içinde istihdam, sermaye veya ticaret anlamında doğrudan veya dolaylı bir menfaat ilişkisinin kurulmamış olması,
b. Yönetim kuruluna belirli bir pay grubunu temsilen seçilmemiş olması,
c. Başta şirketin denetimini ve danışmanlığını yapan şirketler olmak üzere, yapılan anlaşmalar çerçevesinde şirketin faaliyet ve organizasyonunun tamamını veya belli bir bölümünü yürüten şirketlerde çalışmıyor olması ve son iki yıl içerisinde yönetici olarak görev almamış olması,
d. Son iki yıl içerisinde, şirketin bağımsız denetimini yapan kuruluşlarda istihdam edilmemiş veya bağımsız denetim sürecinde yer almamış olması,
e. Şirkete önemli ölçüde hizmet ve ürün sağlayan firmaların herhangi birisinde çalışmamış ve son iki yıl içerisinde yönetici olarak görev almamış olması,
f. Eşi veya üçüncü dereceye kadar olan kan ve sıhri hısımları arasında hiçbirisinin şirkette yönetici, toplam sermayenin %5’inden fazlasını elinde bulunduran veya her halükarda yönetim kontrolünü elinde bulunduran pay sahibi veya herhangi bir yönetici pozisyonunda veya şirketin kontrolünde etkili olmaması,
g. Şirketten yönetim kurulu üyeliği ücreti ve huzur hakkı dışında başka herhangi bir gelir elde etmiyor olması; yönetim kurulu görevi dolayısıyla hissedar ise %1 seviyesinin altında hisseye sahip olması, bu payların imtiyazlı olmaması,

4.3.3.6- Bağımsız yönetim kurulu üyesi, mevzuat, esas sözleşme ve yukarıda yer alan kriterler çerçevesinde bağımsız olduğuna ilişkin yazılı bir beyanı atama esnasında yönetim kuruluna verir.

4.3.3.7- Bağımsızlığı ortadan kaldıran bir durum ortaya çıktığı takdirde, değişiklik bağımsız üye tarafından kamuya duyurulmak üzere derhal yönetim kuruluna iletilir. Bu durumda asgari bağımsız yönetim kurulu üye sayısının yeniden sağlanmasını teminen, bağımsızlığını kaybeden yönetim kurulu üyesi ilke olarak istifa eder. Yönetim kurulu bu durumda ilk genel kurula kadar görev yapmak üzere boşalan üyeliklere bağımsız üye seçer. Ancak toplantı ve karar nisaplarının oluşmasında sorun yaşanması durumunda, bağımsızlığını kaybeden üye görevine devam eder. Bu kapsamda yapılan işlemler ayrıca yönetim kurulu tarafından kamuya en kısa sürede duyurulur.

SPK Kurumsal Yönetim İlkelerinde bağımsız üyenin tanımı ayrıntılı olarak verilmiştir. Ancak şunu önemle vurgulamak gerekir ki, bir üyenin bağımsızlığı sadece mali kurallarla belirlenmez. Bağımsız üyenin mali olarak herhangi bir çıkar grubunun güdümünde olamaması elbette önemlidir. Mali bağımsızlık temeldir ama bu temel üzerinde başka faktörlerde dikkate alınmalıdır. Öncelikle bağımsız üye; iyi eğitim görmüş olmalı, görevinin gerektirdiği yönetsel bilgi ve tecrübeye sahip olmalı, iyi iletişim yeteneklerine sahip olmalı, yaşadığı dönemi iyi algılayıp geleceğe yönelik öngörülerde bulunabilmeli, çevresinde saygı değer biri olarak bilinmelidir. Özetle bağımsız üye, kaynağı kendisi olan bir “güç” sahibi olmalıdır. Böyle bir güce sahip olan üyenin, tarafsız düşünebilmesi, önyargısız olması, farklı bakış açıları ile değerlendirme yapması, yeni fikirler üretmesi, gerçeği olduğu gibi algılaması mümkün olabilmektedir. Bütün bunların yanında, bağımsız üyenin çıkar grupları ile gönül bağının olmaması, onlara vefa borcunun olmaması beklenmelidir. Yani bağımsız üye çıkar gruplarından duygusal olarak da bağımsız olmalıdır.

Şu ana kadar anlatılanları özetlersek, Yönetim Kurulunda bir üyenin bağımsız olabilmesi için aşağıdaki nitelikleri taşıması gerektiğini söyleyebiliriz.

a. Mali olarak bağımsız olmalıdır.
b. Kişisel olarak güçlü, saygın ve yetenekli olmalıdır.
c. Çıkar gruplarından duygusal olarak bağımsız olmalıdır.

Ana hatlarıyla sınıflandırdığımız bu özelliklere sahip olan bir kişiyi bulmak ve O’nu Yönetim Kurulu üyeliği için ikna etmek, şirketler için oldukça zordur. Çünkü böyle bir kişinin maliyeti özellikle küçük şirketler için oldukça yüksek kalmaktadır. Diğer yandan özellikle hâkim ortağın, bağımsız üyeyi kendi çıkarları açısından bir tehdit unsuru olarak görmesi, Türkiye’de Kurumsal Yönetim alanında aşılması gereken sorunlar olarak durmaktadır.



Global Reporting Initiative – GRI

Vizyonunu ekonomik, çevresel ve sosyal performans konularının raporlanmasında aynen finansal raporlamada olduğu gibi rutin ve karşılaştırılabilir hale getirmek olarak özetleyebileceğimiz “Global Reporting Initiative” (GRI); dünya çapında faaliyet gösteren, kar amacı gütmeyen ve çoklu paydaşa sahip bir kuruluştur. GRI sürdürülebilir kalkınmayı operasyonlarının merkezine koyması ve “Sustainability Reporting Framework” ile “Sustainability Reporting Guidelines” adlı yayınları ile sürdürülebilir kalkınmaya verdiği önemi gözler önüne sermiştir. Bu yayınlar, sürdürülebilir kalkınma yolundaki iç ve dış paydaşlar için örgütsel performans adına hesap verilmesini, resmi açıklama yapılmasını ve sorumluluğu hedeflemektedirler. 1997 yılında Boston, ABD merkezli ve kar amacı gütmeyen CERES’in (Sürdürülebilir Zenginlik için Yatırımcılar ve Çevreciler) proje departmanı olarak kurulan GRI büyük bir hızla büyümektedir. 60 farklı ülkeden yaklaşık 1000 organizasyonun “GRI Reporting Framework”lerini açıklamaları, GRI’ın ‘şeffaflık’, ‘hesap verebilirlik’, ‘raporlama’ ve ‘sürdürülebilir kalkınma’ konularını bir noktada birleştirmeye ve hızlandırmaya verdiği önemi hızlandırmaya verdiği önemi haklı çıkarmaktadır.


Sivil Toplum Örgütleri Araştırma Sonuçları

Kamu politikalarının gelişimine önemli bir etki yaratması bakımından sivil toplumun rolü son senelerde hızla gelişiyor. Sivil toplumculuğun diğer sektörlere göre daha saydam olması ise bu gelişmeyle birlikte büyük beklentiler yaratıyor. Sivil toplum örgütlerinin daha saydam yoluna devam etmesi için bu yılın başından itibaren bir çalışma grubu ile araştırma yürüten GRI ön sonuçlarına Eylül ayı itibariyle ulaşabilirsiniz.

Konuyla ilgili daha çok bilgi almak için:

http://www.globalreporting.org/ReportingFramework/SectorSupplements/NGO/


Haziran – Ağustos 2008 Döneminde TKYD’ye Katılan Üyeler

Adı Soyadı Kuruluş Görevi
Altuğ Güzeldere Güzeldere Hukuk Bürosu Avukat / Büro Sahibi
Ayper Topçu KPMG Türkiye Markets Executive
Banu Yılmaz Kanal D – Doğan TV Holding Reklam ve Halkla İlişkiler Müdürü
Hande Şenova KPMG Türkiye Ortak, Kurumsal Finansman
İbrahim İnce İ. İnce YMM Firma Sahibi YMM
Kemal Tapkan KPMG Türkiye İç Denetim Müdür
Mehmet Atilla Kurama Yıldız Holding CFO
Mehmet Hakan Atilla Halkbank Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Daire Başkanı
Murat Usta Vepa Group Perakende Grup Başkanı
Mustafa Büyükabacı Yıldız Holding A.Ş. Gayri Menkul Yat. Grup Başkanı
Oya Çetinkaya AIG Sigorta A.Ş. Hukuk Müşaviri
Philip J. Schwarz AIG Sigorta A.Ş. Genel Müdür
Sare Bayat AIG Sigorta A.Ş. Finansal Sigortalar Departman Müdürü
Selda Ergökçen Lingus Training & Consulting Kurucu, Genel Müdür
Sema Bulutlu AIG Sigorta A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı
Serdar Salepçioğlu NGN Bilgi İletişim Hizmetleri Yönetici Ortak
Sevil Furat AIG Sigorta A.Ş. Finansal Sigortalar ve Nakliyat Hasar Müdürü
Uğur Serkan Tarmur Pricewaterhouse Coopers Şirket Ortağı
TÜRKİYE KURUMSAL YÖNETİM DERNEĞİ AYLIK HABER BÜLTENİ